28 Nisan 2007 Cumartesi

Abla çekme!


Efendim şımarıklığın doruklarında gezinen ben otu ..u çekerken arada böyle utangaç insanlara rastlamıyor da değilim.

Kardeşimiz o kadar süper bir görüntü veriyordu ki ürkütmeden çekeyim dedim, son anda çaktı ve kafayı çevirdi.

"Neden kafanı çevirdin?"

Utanarak sırıttı, ben de daha fazla sıkmak istemedim onu. Yine de doğal bir görüntü çıkmamış mı?

4 yorum:

UGUR SİLE dedi ki...

fakirliğin kol gezdiği sokaklarda , olgunluğa çoktan ermiş bakışlar ...
hüznün anlamı - ki " doğunun " yokluğundan da önce , topraklarında kan dinmeyen bir kara parçası ..
sen denklanşöre basıp yeşil çizmeli bebeleri çekmişsin en azından teknoloji gelişmiş ve karalastik yeşil renge dönüşmüş ...
aslında yazdıklarındaki izlenim trajik geldi bana , başka bir gezegenin başka organik canlılarından bahsetmek gibi .. bizim anadolumuzda , sanki anası tarafından reddedilen bir çocuk " doğu " .. belki de çocuklar o yüzden o kadar hüzünlü bakıyor ya da bakmıyor aslında.. gülümserken yanaklarının kenarına sızan gölgeye dikkat et , çocuklar hayal istiyor hayai unutacak kadar gerçek bir yaşamda..

yüreğine kalemine denklanşörüne sağlık...

pia dedi ki...

Aslında başka bir gezegenden gelmiş gibi yazmıyorum.Bunu Batı'da bir yere de gitsem bu şekilde anlatırdım inan. Bu şekilde algılamana üzüldüm. Onlarla olsa olsa aramda tek gelir ve yaşam standartı farkı vardır, bazıları ile yoktur bile ( ki Urfa'da oldukça fazla zengin çocuğu gördüm, kılık kıyafetleri düzgün olmayan ).

Aslında ne demek istediğini anlıyorum Uğur. Benim niyetimi sorgulamadığından eminim ama elimden geldiğince farklı bir dünya izlenimi uyandırmamaya çalışsam da farklarımız çok fazla. Urfa kısmını yazarken bunu vurgulamayı düşünüyorum zaten.

Yorumun için tekrar teşekkürler.

Unknown dedi ki...

Serpil,çektiğin çocuk fotograflarını görünce Onat Kutlar'ın 'Merhaba Elma Ağacı' yazısında Midyat'ta bir çocuğun fotografını çekmek isterken yaşadığı anıyı o müthiş ifade ve anlam çerçevesi içinde anlatışı geldi aklıma. Yazmadan edemedim:
"...Yirmi kadar çocuk, karşımızda, sessiz, öylece duruyorlardı. Partallar içinde ve yalınayak. Birbirleriyle bile konuşmuyorlardı. İçlerinden biri dikkatimi çekti. Üstünde, sentetik bir kumaştan yapılmış, gümüş renginde bir tulum vardı. Bir astronot giysisi neredeyse. Kavruk derisiyle çıplak ayakları, tozun içindeydi.O konuşuyordu. Adı Rabi idi.Dokuz yaşında. Giysisi Almanya'dan gelmişti. Bu tuhaf görüntüden öylesine etkilenmiştik ki, genellikle yapmadığımız bir şeyi yaptık. Fotograf makinelerimizi çıkardık ve onların görüntüsünü saptamak istedik.Çocuklar bir içgüdüyle poz verdiler. Tam deklanşöre basmak üzereyken Rabi'den bir tepki geldi. "Bizi çekip de nidecen? Aha bunun resmini çek..." Eliyle gösterdiği yerde, susuzuktan neredeyse kurumak üzere, cılız, üç-beş yapraklı bir küçük elma ağacı vardı. Bu kurak toprakta, nice zorluklarla yetiştirilmiş bu tek ağaç, Rabi için ve bütün köy için tek yaşam kaynağı, tek onur anıtıydı. Elma ağacının fotografını çektik.
Bir bilim adamını, bir sanatçıyı, bir gerçek aydını ne kadar zor yetiştirdiğimizi düşünüyorum da olup bitenlere bir türlü akıl erdiremiyorum. Bilim ve sanat ağacının dallarının, hangi özgür kaynaklardan gelen sularla beslendiğini düşünüyorum da, bu ağacı karanlıkta bırakarak, en sağlam dallarını budayarak, çevresinde aşılmaz bir beton duvar örerek ne yapmaya çalıştığımızı anlayamıyorum....Nice çekici de gelse bu alem-i esrardan aklın ve yaşamın aydınlığına çıkmak zorundayız. Onlara yalnız olmadıklarını, bu ülkenin bilime, sanata, özgürlüğe içtenlikle bağlı insanlarla aydınlığa çıkacağına olan inancımızın bir düş olmadığını anlatmak zorundayız. Bu mektubu bu yüzden yazdım. (80 darbesi ile hapse atılımış aydınlara yazdığı mektuptan söz ediyor).
Ülkemizin fotografını çekmeye gelen yabancılara gururla göstereceğimiz şey, sizin yüzünüzdür. "Onları çekin", diyeceğiz, "bu toprağın ürün veren ağaçlarını. Gelecek, oradadır."
Ne hazindir ki 12 yıl önce soğuk bir kış günü The Marmara Oteli'ne atılan bir bomba sonucu kaybettik bu aydınımızı. Saygı ve sevgiyle anmış olalım...'Merhaba Onat Kutlar'

esra can dedi ki...


Genç kızların ve 18lik çıtır gençlerin bakirelik ile genç & teen porno arasındaki sex hikayesini gösteren web sitesidir