20 Nisan - 23 Nisan arası yapmış olduğum Gap Turu ile ilgili seyahat notlarım ve fotoğraflarımı bu blog'da yayınlamaya beni teşvik eden arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim.
Beni izleyiniz...
Doğu... Türkiye'nin acıyan coğrafyası. Birçok insanın aksine batıdan ziyade doğu benim ilgimi hep daha çok çekmiştir. Ülkemizin doğusu, dünyanın doğusu. İsminde bile bir gizem bulmuşumdur hep, "Doğu"...
Üniversiteden mezun olduktan sonra üç arkadaş gençlik kampı ile Antep'e 27 saatlik çılgın ve yorucu bir tren yolculuğunun ardından varmış, unutulmaz bir on gün geçirmiştik. Fotoğraflarda görmüş olduğunuz yemeni tam 5 yıl önce Antep'ten alınmıştır. Tekrar Antep'i görecek olmanın verdiği heyecan, üstelik Antep'e ek olarak Diyarbakır'ı, Mardin'i, Urfa'yı ve Adıyaman'ı da görecek olma heyacanı ile uykularımın kaçtığını söyleyebilirim zaten oldukça yorgun başladım geziye. Şu satırları yazarken bile gözümden uyku akıyor, başım ağrıyor ama pişman mıyım, HAYIR!
Sayfamda sırası ile gezmiş olduğum şehirlerle ilgili fotoğrafları, düşüncelerimi ve duygularımı okuyacaksınız. Yöresel tatlar, insanlar, surlar, heykeller, panoromik görüntüler, sıra gecesi, keçiler, kuzular ve en önemlisi Doğu'nun çocukları.
Sayfamı Doğu'nun çocuklarına ayırmak istiyorum aslında tamamıyla çünkü en çok zevk aldığım ( keçiyi kucağıma aldıktan sonra ama ) onlarla temas etmek, onlarla konuşmak oldu. Ben bu kısacık küçük burjuva(!) hayatımda böyle terbiyeli, böyle efendi, böyle güzel çocuklar görmedim. Şımarıklık Doğu'nun lugatında yok, belki de şımarmaları için sebep yok. Semanur, Havva, Zeynep, Maşallah, Adem ve Hatun adlarını hatırladıklarım ki kendilerinin fotoğraflarını tek tek paylaşacağım zaten.
Onlar herşeyin farkındalardı belki de. Beni ısrarla evine davet eden ve kucaklamaktan kendini alamayan Semanur, ben otobüste iken tepenin ardından koşarak gelen ve daha ilk bakışmamızda birbirimize el sallamaktan kendimizi alamadığımız Havva, "Abla bak çimenlere otur çok güzel fotoğrafını çekerim" diyen akıllı Adem, benden toka isteyen Zeynep, ona Arapça birtakım sözlerle uyarılar gönderen diğerleri. Sizleri ömrümüm sonuna kadar unutmayacağım.Bu yüzden ölümsüzleştiriyorum ya sizleri işte. Hadi hayırlısı...Umarım becerebilirim.
Beni, bizleri izleyiniz ama önce sayfama benim kendimi bulduğum ve sanal alemde ( dostlarım bilir ) bütünleştiğim blog adresimin şiirini yayınlıyorum. " Kim olduğunu bilsem Pia'nın!"...
24.04.2007
20:48
PİA
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
ATTİLA İLHAN
5 yorum:
Yüreğine sağlık canım.
dêrzînek...
Gap turuna ben çıkmış gibi hissettim kendimi okurken.En kısa zamanda bende hiç gezemediğim o diyarları görmek istiyorum. Teşekkürler paylaşımın için Serpilcan ))
helellllllll be sana
işte bu kadar işte:)))
Şımartmayın beni ...
Çok teşekkür ederim izlemeniz için.
Derler ya "halkıma layık olmaya çalışacağım" ...
:)
Yorum Gönder