Ovaya veda etmeden önce son fotoğraflarımızı da paylaşayım.
Öncelikle yanda görmüş olduğunuz benim fotoğrafımı turdaki bir arkadaş çekti. Bir onun çektiğine bir de Adem'in çektiğine bakın diye koydum. Deme
Şimdi ovayı inek fotosu çekmeden bırakamazdım. İnekleri görünce bastım deklanşöre. E şimdi blogda aynı panoda görüneceğiz ama olsun :) 5 farkı bulursunuz :)
Ekteki inekler aşiretin inekleri, öyle böyle değil. Valla başına birşey gelse peşimden İstanbul'a gelirdi aşiret fazla yanaşmadım lakin bir köpek iki inektir en korktuğum hayvan. İnekler çok heybetli hayvanlar, nedense böyle bana hep toslayacaklar gibi gelirler bir ürperirim. Çok küçükken yeni yeni yürümeye başlarken ailecek bir köye gittiğimizde kaybolmuşum. Annem babam saatlerce beni aramış ve nerde bulmuşlar tahmin edin. Ahırda ineklere bakıyormuşum. Yani o küçük kızın cesaretinden eser kalmadı :) Küçükken belli imiş canım hayvan sevgim :)
Evet ineklerimizden sonra Havva'nın, güzel ve terbiyeli Havva'nın uzaktan çekilmiş bir fotoğrafını da paylaşmak istedim.
Havva bana ısrarla adresini vermek istedi, başta almak istemedim, yani belki de içgüdüsel olarak ona ümit verip de sonra mektup yazmama korkusu idi beni korkutan ama o kadar ısrar etti ki kalem kağıt buldum adresini, tur rehberine de sordum, buraya nasıl posta gelir ki, yani ne yazayım mektuba dedim, Harran Ovası bir de Havva'nın babasının ismini yaz gelir demesin mi? Biz de aldık adresimizi, fotoları Havva'ya göndereceğim inşallah.
Bir de son olarak birşey daha yazmak istiyorum.
Ova'da fotoğraf gezintisine çıktığımda evlerden birinin kapısında bir kadın vardı, Havva da yanımda idi. Fotoğrafını çekmek isteyince kadın "yok çekme" diyerek içeri kaçtı, şaşırdım ama şaşkınlığım kısa sürdü. Sebepleri tahmin edebiliyorum. Ne olduğum belli değil. Beni gazeteci filan bile sanmış olabilirler, düşünsenize aşiretten bir kadın fotosunu gazetede yayınlasam ve kocası görse aman Allahım.Yine de Havva'ya sordum;
- Neden istemiyor?
- Çektirmezler abla, bir yerlerde yayınlarsın diye korkarlar.
-Nerde yayınlayacam ki, ben gazeteci filan değilim.
- ...
Uzatmanın anlamı yoktu. Çekmenin de ama yine de karşıdan gelen olağanüstü otantik kıyafetli kadınları görünce dayanamadım;
- Fotoğraf çekebilir miyim?,
- Yok yok sakın..
Ardından Arapça birşey konuştular ne dedilerse artık lakin bir kadın fotosu çekemedim ama görmenizi isterdim elbette.
Evet Harran'a veda ediyorum, güzel Havva'ma da. Ona söz verdim göndereceğim mektup ve fotoğraf.
2 yorum:
küçükken ben bir köyde kaybolmuşum ve beni inekler büyütmüş diyeceksin diye ödüm patladı bir an :)) .. neyse sadece ahırda ineklere bakarken bulunmuşsun bu da güzel :))
bu arada Yılmaz Güney'in sürü filmi , yol filmi .. gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti senin yazdıklarını okurken .. kadınlar aynı kadın , doğu aynı doğu .. töre aynı töre.. 20 değil 40 yüzyılda geçse bu kültür ( ? ) hiç bir zaman değişmeyecekmiş gibi ürpertici ve soğuk geliyor ..
Fotoğraf çektirmekten korkan kadınların yeri eminim nazım'ın şiirindeki gibi halaa sofradaki yerleri öküzden sonra gelen kadınlar .. kadınlarımız olarak kalacak doğuda ..
ve beyinlerini ağalarına , aşiretlerine teslim eden zihniyet , beyinsiz ve feodal olarak devam edecekler yaşamlarına ( ? ) ..
kendilerine alternatif oluşturacak sistemi devlet zaten yaratmamış ve yaratması zaten işine gelmiyor öyleyse bırakalım öyle kalsınlar kula kul , olarak kölece , değersizce ... öylece ..
yazık ..
Evet ama bu dediğin bahtsız durumu çözebilecek kudret var mıdır o zavallı kadınlar.
Erkeğin kas kuvveti, erkeğin bilek gücü ve en önemlisi silahı olduğu sürece kadının bu makus talihi sürecek gidecek...
Aslında o kadınlar foto çekinmekten kaçarken erkeklerini düşünmüyorlardı bile çünkü erkekleri ve hatta ne acıdır ki kendi anaları onları böyle yetiştirmiştir ki... Öyle zavallı, öyle başı eğik...
Ayrıca foto çekinmek istememelerine anlayış göstermiyor da değilim. Kim olduğum belli bile değil, her tür kötülük gelebilir bir fotoğraftan, hele de bir kadınsan, aynı tehlike batıdaki kadın için de geçerli...
Yorum Gönder